İSLAMİ DÖNEM TÜRK EDEBİYATI-GEÇİŞ DÖNEMİ-HALK EDEBİYATI

İSLAMİ DÖNEM TÜRK EDEBİYATI

    Türklerin 10. yüzyılda kafileler halinde İslamiyeti benimsemesi Türk,Arap ve Farslılar arasında ortak bir kültür anlayışının doğmasına neden olmuştur.Dinin etkisiyle gelişen bu anlayış toplum,devlet ve edebiyat alanında köklü değişikliklere neden olmuştur.13.yüzyıla kadar geçiş dönemi yaşanmış ve  Türk Edebiyatının şahaserleri yazılmıştır.

 

   A)GEÇİŞ DÖNEMİ TÜRK EDE.(11-13.YÜZYIL)

   B)HALK EDEBİYATI (?-?)

   C)DİVAN EDEBİYATI(13-19.YÜZYIL)

 

   A)GEÇİŞ DÖNEMİ TÜRK EDE.(11-13.YÜZYIL)

   11-13.yüzyıllar arasında yaşanmış edebi dönemdir.İslamiyetin etkisiyle gelişmiştir.Türk edebiyatı’nın şahaserleri yazılmıştır.

   KUTADGU BİLİG           -YUSUF HAS HACİP

   DİVAN-I LUGAT’İT TÜRK   -KAŞKARLI MAHMUT

   ATABET’ÜL HAKAYIK       -EDİP AHMET YÜKNEKİ

   DİVAN-İ HİKMET          -HOCA AHMET YESEVi

 

    KUTADGU BİLİG (MUTLULUK BİLGİSİ)

   1609-1071’de Balasagunlu Yusuf tarafından yazılarak Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunuldu.Ödül olarak Has Hacip’lik ünvanını aldı.

Hakaniye Türkçesiyle yazılmış insanlara her iki dünyada mutlu olma yollarını göstermektedir.

 *Aruz ölçüsüyle Mesnevi nazım şekliyle yazıldı.

 *Sade dille yazılmış didaktik eserdir.

 *Alegorik bir kurguyla konular simge ve         sembollerle sunulmuştur.

 *Devlet yöneticilerine yol gösteren toplum ve devlet yönetiminin nasıl olması gerektiğini,   yöneticilerin topluma karşı olan yükümlülük-lerini gösteren bir siyasetnamedir.

 *Türk Edebiyatında aruz ölçüsünün kullanıldığı

  ilk eserdir.

 *Eser beyitlerle yazılmasına karşın yer yer

  az da olsa dörtlüklere de rastlanmaktadır.

*Eser, yöneticilerin yüzyıllarca el kitabı

 olarak kullanılmıştır.

 

    DİVAN-I LUGAT’İT TÜRK

  Eser 1072-1074 yılları arasında Kaşkarlı Mahmut tarafından yazılarak Bağdat’ta Abbasi halifesi Muktedi Billah’a sunulmuştur.Eser, Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılmış olan Türk Edebiya-tının ilk sözlüğüdür.Türk kültürünün bütün özelliklerinin sunulduğu ansiklopedik eserdir.Eser, Türkçeye olan ilginin azalarak bu ilginin din nedeniyle Arapçaya yönelmesi üzerine yazılmış bir sözlük özelliği gösteren ansiklopedik bir sözlüktür..7500 Türkçe kelimenin anlam ve açıklamaları sunulmuştur.

  *Eser Arapça yazılmıştır.

  *Türk dünyasının ilk haritası eserin sonunda sunulmuştur.

  *Türk kültür,gelenek,görenek ve folkloruyla ilgili bilgi veren kaynak eserdir.

  *Asılsız inanışlara,atasözlerine, deyimlere, adetlere,destanlara,ağıtlara  yer verilmiştir.

  *İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı’nın sözlü dönemiyle ilgili ilk bilgilere rastlanır. (sav,sagu,koşuk,destan,bilmece,folklor…)

  NOT:Türk kültür ve uygarlığının temel kitabıdır.

 

 

 

 

   ATABET’ÜL HAKAYIK(HAKİKETLERİN BEŞİĞİ)

   12. yüzyılda Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmış;dini,ahlaki öğütler veren didaktik bir mesnevidir.Yazar anadan doğma kördür.

    Eserde çömertliğin,alçakgönüllülüğün erdeminden;kibir ve ihtirasın kötülüğünden, zamanın  ne kadar  kötü olduğundan söz eden dini ahlaki bir eserdir.

*Asıl bölüm 101 dörtlükten oluşmuş  hece ölçüsüyle “aaxa” mani nazım biçimiyle  yazılmıştır.

*Tamamı aruz ölçüsüyle Hakaniye Türkçesiyle sade bir dille yazılmıştır.

*Eser,Kutadgu Bilg’e göre ağırdır. Arapça ve Farsça kelimeler ve tamlamalar kullanılmıştır.

*Konular,ayet,hadis ve din büyüklerinin söyleriyle açıklanmış.

*Bilimin her şeyden üstün tutulmasının gerektiği belirtilmiştir.

*Eser Necip Asım tarafından bulunarak bilim dünyasına kazandırılmıştır.

    DİVAN-I HİKMET

   12. yüzyılda Hoca Ahmet Yesevi tarafından yazılmış dini konuların işlendiği didaktik  eserdir.

*Konular hikmetli sözlerle ifade edilmiştir.

*Hece ölçüsüyle dörtlüklerle yazılmıştır.

*Sade bir dille yazılmıştır.

*Hikmet nazım şekliyle yazılmıştır.

*Konu olarak Allah aşkı işlenmiştir.

*Ahmet Yesevi,Türk tasavvufunun kurucusu olan

ilk Türk mutasavvufudur.

Not:Hikmet:Öğretici dini-tasavvufi şiirlerdir.

Not:12,13,14. yüzyıllarda hazırlık aşaması geçiren Dede Korkut Hikayeleri de bu gruba girer.

KİTAB-I DEDEM KORKUT ALA LİSAN-I TAİFE-İ OĞUZAN

       (DEDE KORKUT HİKAYELERİ)

 15.yüzyılda bilinmeyen bir kişi tarafından yazıya aktarılmış destani hikayelerdir.

*Bir önsöz ve 12 hikayeden oluşur.

*Destan geleneğinden hikaye geleneğine geçiş dönemi ürünüdür.İki yazma nüshası vardır.Bunlar Dresten Kral Kitaplığı’nda(Almanya)ve Vatikan’da bulunmaktadır.

*Yer yer masal ve destani olaganüstü özellikler gösterir.

*Konu olarak Doğu Anadolu,Azerbaycan,İran ve Kafkas Bölgelerinde yaşayan  Oğuz(Türkmen) boylarının yaşamları komşuları olan Ermenilerle savaşları,kendi aralarındaki mücadeleleri işlenmiştir.

*Nazım ve nesir iç içedir.

*Türk kültürü,kadına verilen önem ve toplumdaki konumu,gelenek, görenekler,folklorik özellikler,toplumsal yapı, Türk dili,ahlak anlayışı, çocuklara ad verme geleneği gibi konuları işlemesi bakımından Türkoloji bilimi açısından önemli eserdir.

*Hikayelerin başında ve sonunda Dede Korkut ortaya çıkarak hikayeyi yönlendirir.

*Dede Korkut Oğuz boyunun bilge kişisidir.

*Hikayede olağanüstü varlıklarla mücadele edilir.Bu yönüyle masal ve destani özellik gösterir. 

  

  

 

 

 

 

    MUHAKEMET’ÜL LUGATEYN

   15.yüzyılda Çağatay Türk Edebiyatının en büyük sanatçısı olan Ali Şir Nevai tarafından yazılmıştır.

* Eser,Türkçenin Farsçadan daha üstün bir dil olduğunu göstermek amacıyla karşılaştırmalı olarak düzenlenmiştir.

*Türk dilinin ikinci sözlüğüdür.

*Edebiyat dili olarak kullanılan Farsçanın yaygınlaşarak tamamen dilimize yerleşme tehlikesini görerek eser hazırlanmıştır.

   

    SECERE-İ ENSAR

    XII. yüzyılda Afkanlı bir Türk olan Fahrettin Mübarekşah tarafından yazılmıştır.Farsça olarak Hz.Peygamberimizin ve islam  büyüklerinin soy kütüğünü belirtmek için yazılmıştır.Eserin birçok yerinde Türkler ve Türklerin islamiyete olan katkısı Türkçe olarak anlatılmıştır. 

  

    BABÜRNAME(BABÜRŞAH)

    Hindistan’da Türk devleti kuran Babürşah’ın   Çağatay Türkçesiyle yazdığı anı ve tarih özel-liği taşıyan eserdir.Kendi hayatını, düşman-larıyla yaptığı mücadeleyi tarihçi üslubuyla anlatmıştır.

 

    ŞECERE-İ TÜRK(EBÜ’L GAZİ BAHADIR HAN)

    17.yüzyıl Türk hükümdarlarından Ebü’l Gazi Bahadır Han tarafından yazılmıştır.Eser Türk tarihini anlatır.Eser, Tanzimat Dönemi sanatçılarından Ahmet Vefik Paşa tarafından

çevirisi yapılarak günümüze kazandırılmıştır.

   Ebü’l Gazi Bahadır Han’ın Türkmen boylarını  anlatan Şecere-i Terakime adlı bir eseri daha bulunmaktadır.

 

   MUKADDİMET’ÜL EDEP(ZEMAHŞERİ)

   12. yüzyılda Arap dil bilimcisi Zemahşeri tarafından Türklere ve İranlılara Arapça öğretmek amacıyla yazılmıştır.Türklerin ve İranlıların kuralsız bir şekilde Arapçayı öğrenmeye çalıştıklarını görerek eser hazırlanmıştır.Türklerle ilgili bölümünde

Arapça sözcüklerin üzerinde Türkçe karşılıkları

sunulmuştur.Yazar Arap Edebiyatının yetiştirdiği en büyük dil bilimcisidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

         B)HALK EDEBİYATI

   Halkın ortak duygu ve düşüncesini ifade eden milli özellikler gösteren bir edebiyatımızdır.

   Sözlü Edebiyat geleneğinden gelip günümüzde de devam eden bir edebiyattır.Halkın içinden çıkmış halkı anlatan tamamen milli özellikler gösteren bir edebiyattır.

   Bu dönem sanatçılarına “ozan,aşık”adı verilir.Eserlerini “Cönk” adı verilen defterde toplamışlardır.Günümüz manasında bir antolojidir.

    Halk Edebiyatı kendi arasında üç ana dönemde incelenir.

 

    a)Anonim Halk Edebiyatı

    b)Aşık Tarzı Türk Halk Edebiyatı

    c)Dini-Tasavvufi Halk Ede.(Tekke Ede.)

 

    HALK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ

*Dil,halkın konuştuğu sade Türkçedir.Tekke Ede. dini konulardan dolayı biraz ağırlaşmıştır.

*Milli ölçümüz olan hece ölçüsü kullanılmıştır.

*Nazım birimi dörtlüktür.

*Yarım kafiye ve redif tercih edilmiştir.

*Hecenin 7,8,11’li kalıpları benimsenmiş.

*Genellikle sözlü olup yazılı ürün azdır.

*Ezgi ve müzik önemlidir. Bağlama eşliğinde söylenmiştir.Yerli ve milli özellik gösterir.

*Düz yazıdan ziyade nazım benimsenmiştir.

*Şiirin sonunda mahlas kullanmıştır.

*Aşk,sevgi,hasret,sıla özlemi,yiğitlik,kavga, kahramanlık gibi konular işlenmiştir.

Not:Her dönemin kendine özgü nazım şekli bulunmaktadır.

 

  

    a)ANONİM HALK EDEBİYATI

   Söyleyeni belli olmayan halka mal olmuş halkın ortaklaşa oluşturduğu ürünleri içine alan edebi dönemdir.Ağızdan ağza geçerek günümüze kadar ulaşmış ürünlerin oluşturduğu edebi dönemdir.

Halkımız törelerini,acılarını, sevinçlerini, arzu ve hayallerini bu gelenek yoluyla dile getirmektedir.Bu ürünlerde Türk insanı kendi bulur devamlılığı bundandır. 

   Sözlü edebiyat döneminin birçok özelliğini içine alır.

   Bu dönem ürünleri nazım ve nesir olarak iki şekilde incelenir.Nazım olanlar Mani,türkü, ağıt,ninni,destan;nesir olanlar masal,halk hikayeleri,Dede Korkut Hikayeleri,fıkra, tekerleme,atasözü,deyim,efsane,bilmece,seyirlik halk oyunları…

 

  ANONİM HALK EDEBİYATI’NIN GENEL ÖZELLİKLERİ

*Anonim özellik gösterir.

*Dil,sade,yabancı etkiden uzak, arı Türkçedir.

(Yöresel şive özellikleri görülebilir.)

*Şiir müziğe uygun olup ezgisel özellik taşır.

*Milli ölçümüz olan hece ölçüsü kullanılmış.

*Nazım birimi dörtlüktür.

*Yarım kafiye ve redif tercih edilmiştir.

 

ANONİM HALK EDEBİYATI’NIN NAZIM ŞEKİLLERİ

              MANİ

*Aşk,sevgi,ayrılık,kıskançlık,özlem,ölüm,doğa,

sosyal ve siyasal konularını işleyen nazım şeklidir.

*7’li hece ölçüsüyle söylenir.

*Anonim bir nazım şeklidir.

*Kafiye düzeni “aaxa” şeklindedir.

*ilk iki dize hazırlık(doldurma);Asıl konu üçüncü ve dördüncü dizelerde işlenir.

*Düz mani,kesik mani,yedekli mani adları verilen türleri bulunmaktadır.

DÜZ MANİ:Yedili hece ölçüsüyle söylenir.Dört dizeden oluşur.Tam mani de denir.”aaxa “kafiye düzenindedir.

      Bahçelerde saz olur    -a   4+3=7

      Gül açılır yaz olur    -a    

      Ben yarime gül demem   -b    

      Gülün ömrü az olur.    –a    

 

      Şu dağlar olmasaydı    -a    3+4=7 

      Çiçeği solmasaydı      -a

      Ölüm Allah’ın emri     -b

      Ayrılık olmasaydı      -a

 

KESİK MANİ:İlk dizesi hece bakımından diğer dizelerden eksik olan ve cinaslı bir sözden meydana gelen manilerdir.Bu manilere ayaklı, cinaslı mani gibi adlar da verilmektedir.

      Bağ bana                -a   3

      Bahçe sana bağ bana     -a   4+3=7

      Değme zincir kar etmez  -b    

      Zülfün teli bağ bana    -a    

 

      Deli koyun              -a    4

      Deli kurt deli koyun    -a    3+4=7

      Yarinden ayrılanın      -a    

      Adını deli koyun        -a    

YEDEKLİ MANİ:Düz maninin anlamına uygun olarak iki dize daha eklenerek oluşturulan manidir. Amaç anlamı tamamlamak ya da pekiştirmektir.      Buna Artık mani adı da verilmektedir.

 

 

      İlkbahara yaz derler    -a   4+3=7

      Şirin söze naz derler   -a    

      Kime derdim söylesem    -b    

      Bu dert sana az derler  -a    

      Kendin ettin kendine    -c    

      Yana yana gez derler    -a    

 

           TÜRKÜ

  Aşk,sevgi,gurbet,sıla özlemi ayrılık, ölüm, doğa,kahramanlık konularını işleyen nazım şeklidir.Kelime anlamı olarak ”Türk’e özgü” anlamı taşır.Hecenin sekizli ve on birli kalıplarıyla söylenir.

  Dilden dile dolaştıkları için değişik bölgelerde değişik adlarla anılabilmektedir.

  Türkü,bent ve nakarat(bağlama) olarak iki bölümden oluşur.Asıl bölüm benttir.üçlü ve dörtlü dizelerden oluşabilmektedir.Nakarat ise bentten sonra tekrarlanan bölümdür. 

*Anonim Halk Edebiyatının en yaygın türüdür.

*Kendine özgü ezgisi olup bağlamayla söylenir.

*Ait oldukları bölgelere göre adlar almaktadır:

Varsak boyunun türkülerine “Varsağı” Türkmen türkülerine “Türkmani” Çoban Türkülerine “Kayabaşı” Dokunaklı müzikle söylenenlere “Ezgi” adı verilmektedir.

Not:Şairi belli olan türküler Aşık Ede. aittir.

 

Altı kardeş idik bindirdik ata  -a  6+5=11

Hürü’yü yolladık üç köyden öte  -a bent(hane)

Irmağa varınca oldu bir hata    -a  6+5=11

 Kızılırmak nettin allı gelini  -b  kavuştak

 Gelini gelini nazlı yarimi     -b  (bağlama)

            NİNNİ

  Çocukları uyutmak ve avutmak için söylenen dörtlüklerden kurulu nazım şeklidir.Ölçü,kafiye yapısı,dize sayısı düzenli değildir. Ağızdan ağza anlatılagelmiş  türdür. Kalıplaşmış birtakım ifadeler görülmektedir.Genellikle hece ölçüsüyle yalın dille söylenmiş konusu çocuk olan türdür.

 

      Kirpikleri nergis çiçeği

      Kaşları katip kalemi

      Annesinin biricik meleği

      Uyusun yavrum ninni

           AĞIT

   Ölen kişilerin arkasından söylenen onun meziyetlerini,niteliklerini dile getirmek, kaybından dolayı duyulan üzüntüyü anlatmak amacıyla yazılan ya da söylenen şiirlere ağıt denir.Halk arasında türkü yakmak gibi ağıt yakmak deyimi de yaygın olarak kullanılmaktadır.

    İslamiyet öncesi “sagu”,Divan Edebiyatında ise “mersiye” adını almaktadır.

    Ağıt daha çok mani ve koşmaya benzerlik gösterir.Hece ölçüsüyle,uzun veya kırık hava adı verilen ezgilerle söylenir.

    Konu olarak ölen kişinin ailede ve toplumda bıraktığı boşluk ve anıları,dostluğu,iyiliği,erdemi,cesareti işlenir.

    Koç yiğit yitirenler

    Gelin gidek aramaya

    Neredeysen bulamadık

    Kurban olam babamoğlu

 

    Karlı dağlar karlı dağlar

    Karı erir suyu çavlar

    Kurban olam babamoğlu

    Herkes ölümüne ağlar

   

 

    HALK HİKAYELERİ

    Zamanında bilinmeyen bir kişi tarafından oluşturulmuş zamanla bu kişi unutularak halka mal olmuş hikayelerdir.Hem destan hem hikaye hem de masal özelliği göstermektedir.

    Nesir bölümlerinin  arasına nazım parçaları da serpiştirilmiştir.

    Kerem ile Aslı,Ferhat ile Şirin,Arzu ile Kamber ünlü halk hikayelerimizden bazılarıdır.

    TEKERLEME

    Ses ve sözcük benzerliğinden yararlanılarak oluşturulmuş yarı anlamlı,yarı anlamsız cümlecik  veya sözlerden oluşan anonim ürünlerdir.

    Çocuk oyunlarında ve masalların giriş bölümlerinde söylenir.Diksiyon çalışmalarında tekerlemelerden yararlanılır.

    BİLMECE

    Her toplumda hoşça vakit geçirmek amacıyla oluşturulmuş zeka ve söz oyunudur.Her toplumun kendine özgü değer yargılarına göre şekil alır.

    Türk bilmecelerinin çoğu ölçülü,kafiyeli, aliterasyonlu,cinaslı bir yapıya sahiptir.

    Ufacık tefecik

    İçi dolu turşucuk

               (limon)

 

    Anası yayvan kadın

    Babası büklüm hoca

    Oğlu sepette gezer

    Kızı gayetten güzel

               (bağ)

    Eniştem hasta

    Altın kafeste

             (ipek böceği)

 

   SEYİRLİK HALK OYUNLARI

   Meddah,ortaoyunu,Karagöz,köy oyunları seyirlik halk oyunları olarak kabul edilmektedir. Türk halkı Tanzimat’a kadar tiyatro ihtiyacını asırlarca bu seyirlik halk oyunlarıyla karşılamıştır.

    MEDDAH

    Taklitçilikle hikayeciliğin birleştiği tek kişilik halk tiyatrosudur.Meddah,oyunun bütün şahıslarını kendin de birleştiren kişidir.

    Hikayeler,konularını halkın günlük yaşamından alır.Anlatım meddahın kabiliyetine göre şekillenir.Günümü

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !