EDEBİ AKIMLAR

 

                                       HÜMANİZM

Hümanizm ,insanlık aşkı,tüm insanları sevme ülküsü anlamına  gelir.Eski Yunan ve Latin dillerini, eserlerini inceleme akımı olarak ortaya çıkmıştır. Yazarlar kendi eserlerini yayınlamak yerine eski uygarlıkların  eserleri ortaya çıkarma amacı taşırlar. İtalya'dan Fransa'ya oradan diğer Avrupa ülkelerine yayılır. Hümanizm insanlığın kendini yeniden buluşu,kendi varlığından öz cevherine dönüşüdür.insanlığı birleştiren noktalar üzerinde durmuştur.Her şeyin ölçüsü insandır.Yalnızca insanlığı hedefleyen akımdır.Dante (İlahi Komedya), Petrarca, Bocaccio öncüleridir. Epikür, Zenon, Perikles de hümanizmi sürdürür.   

                                      KLASİZM

17.yüzyılın ilk yarısında Fransa'da ortaya çıkan edebiyat akımıdır.18. yy.

sonuna dek sürer. Descartes'in akılcı felsefesi "Düşünüyorum öyleyse

 varım" bu akımın gelişmesini sağlar. Bu akımın öncüleri Rabelais (biçim ve

öz) ve Montaigne (akıl ve sağduyu) kabul   edilir. Tiyatro ve şiirde etkilidir.

Akımın  ilkeleri Boileau'nun "Şiir Sanatı" eserinde belirlenir.

En başarılı sahası  tiyatrodur(trajedi).

 

               KLASİZMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

*Akıl , mantık  ve sağduyuya önem verilmiş;çünkü duygular insanı aldatıcıdır.

*Eski Yunan ve Latin Edebiyatı örnek alınarak tarih ve mitoloji işlendi.

*Sanat ,sanat  içindir görüşünü benimsediler

*Yazar kişiliğini ve çoşkusunu gizlemelidir. Gerçeğe yalnız akılla ulaşılır.

*Konu önemli değildir.Önemli olan konunun işleniş biçimi ve  anlatımdır. 

*Doğa kavramı insanın iç doğası (ruh hali) anlamındadır.

*Biçimsel güzelliğe ,yetkinliğe önem verdiler.

*Klasizm az sözle çok şeyler anlatma sanatıdır.

*Seçkin,aristokrat ve olgun insanlar ele alınmış.

* Kusurlu ve özürlülere kesinlikle  yer verilmedi.

*Dil yüksek zümrenin kullandığı dildir.Kaba sözler ve deyimler  kullanılmadı.

*Kusursuz bir dil ve anlatım benimsendi.

*Ruhsal durumlara inilirken gerçeğe uygunluk esas alınmış.

*Monarşik krallığa ve Hıristiyanlığa saygı duyuldu; fakat din dışı

 konulara ilgi duyuldu.

*İnsanlığa seslenerek ahlak,erdem dersi vermek   istemişlerdir.

*Tiyatroda "üç birlik kuralına " uyulmuştur.

*Tiyatro(trajedi,komedi) ve şiir benimsenmiş; roman ikinci plana itilmiştir.

             KLASİZMİN   TEMSİLCİLERİ

  Montaigne (Denemeler)          Boileau( Şiir Sanatı)

  Racine (Adromak,Davacılar)  Corneille (Le Cide,Horace)-Trajedi

  Moliere (Hastalık Hastası)Komedi   La Fontaine (Fabl)

  La Bruyere (Karekterler)        Fenelon (Telemak)-roman

  Madame de La Fayette(roman)

  Şinasi(Şair Evlenmesi, La Fontein'den çeviriler) A.Vefik Paşa

 Yusuf Kamil Paşa,(Telemak) Ziya Paşa(Moliere'den Tartuffe çevirisi)

                      ROMANTİZM (Duygu-Çoşku)

18. yy. da Klasizme tepki olarak İngiltere'de doğmuş bir edebiyat

akımıdır.Kuralları daha sonra XIX. Yüzyılın başında Fransa'da Victor

Hugo'nun Cromwell  adlı yapıtının önsözünde saptanmıştır. Avrupa'daki

toplumsal yapının değişmesi  monarşinin yerini burjuvanın alması akıl

ve sağ duyunun ikinci plana atılıp hayal,duygu ve çoşkunun önplana

çıktığı bir edebi akımdır.İngiltere'de  Shakespeare bu akımın öncüsüdür.

                ROMANTİZMİN  GENEL ÖZELLİKLERİ

*Aklın yerini duygu,çoşku ve heyecan almıştır.

*Eski Yunan ve Latin hayranlığının yerini ulusal tarih ve değerler aldı. 

*Hıristiyanlıkla ilgili destanlar,mucizeler ve günlük olaylar  ele alınır.

*Duygu ,coşkunluk ve hayal ön plandadır.

*Aşk,doğa ve ölüm konuları  işlenmiş.Uzun uzun doğa tasvirleri yapılmıştır.

*Dili klasizme göre sadedir. Süslü tasvirler olmasına karşın dil sadedir.

*Sanat toplum içindir görüşüyle eserler yazdılar

*Dış dünya betimlemeleri önem kazanmıştır.

*Gözyaşı,ölüm,acı duygusu, intihar etme,genç yaşta  ölümler,verem  olma

 moda sayılmış sıkça işlenmiştir

*Kahramanlar sıradan,zavallı ve yoksul kişilerdir.

*İyi ile kötünün; ak ile karanın çatışması her konuda görülür.

*Kahramanlar ya iyi ya da köyüdür.

*Yazar kişiliğini gizlemez. Okuyucuya öğüt verir.

*Tiyatroda üç birlik kuralı bırakılmış.

*Kötü ve bayağı olaylara sahnede yer verilmelidir.

*Dram türü bu akımla başlamış:"Yaşam üzüntü ve  sevinçleriyle bir

  dramdır."görüşünü benimsediler.

            ROMANTİZMİN   TEMSİLCİLERİ :

Shakespeare :Hamlet,Romeo ve Juliet

Goethe          :Faust ,Genç Werther'in Istırapları                                   

Schiller        : Don Carlos,Haydutlar

Victor Hugo:Cromwell Hernani Sefiller,Notre-Dame Kamburu

J.J.Rousseare : Emile               Lamartine:Graziella,Raphael

Cervantes     :Don Kişot (ilk roman)

Aleksandre Dumas Pere :Üç Silahşörler, Monte  Kristo Kontu      

L. Bayron:Don Juan,Sardanapal

Namık Kemal :İntibah          A. Hamit Tarhan:.Finten

Semsettin Sami:Taaşşuk-ı Talat  ve Fıtnat,Recaizade Mahmut Ekrem

A.Mithat Efendi: Felatun Beyle Rakım Efendi

             REALİZM (GERÇEKÇİLİK)

19.yy. da Romantizmin aşırı duygusallığına. tepki olarak doğmuş  bir

sanat akımıdır .Aguste Comte'un Pozitivizm prensibinden etkilenen bu

akım gerçeğe bağlılık ve gözlem her şeyden üstün tutuldu.

Pozitivizm,doğa olayları ve bu olaylar arasındaki ilişkiyi gözlem  ve

deneyler yoluyla bulmayı amaçlar.Yazarlar çevreyi gözlemleyerek yazma

yolunu benimsemiştir. İnsanı ,toplum   yaşantısını  gerçekçi şekilde

yansıtmayı amaç edinmiştir.Öncüsüleri Balzac ve Stendhal'dır.

Kısaca:Duygu ve hayallerin yerini,toplum ve insan gerçeklerine

bırakır.yaşanan ve gözlenen gerçekler bütün çıplaklığıyla anlatılır.

NOT:1857'de Flaubert'in yazdığı Madame Bovary romanı realizmin

romantizme üstünlük sağladığı eserdir.İlk büyük realist romandır.

         REALİZMİN   GENEL ÖZELLİKLERİ

*Gerçeklerden yola çıkarak toplumu değiştirmeyi amaçladılar.

*Sanatçı toplumu ve olayları olduğu gibi yansıtmalıdır.

*Ele alınan kişiler ve konular günlük yaşamdandır.

*Sanatçı anlattıklarını gözleme ve deneye dayandırmalıdır.

*Anlatımlarda gözlem,araştırma,belgelere dayanarak nesnellik uygulandı.

*Görülenler fotoğraf   titizliğiyle verilmelidir.

*Yazar tarafsız olmalıdır kendi duygularını gizlemelidir.

*Sanat,sanat içindir görüşü benimsenmiştir.

*Anlatımın kusursuz olmasın dikkat ettiler;üslup sağlam,açık anlaşılır

*Çevre-insan ilişkisinden yola çıkarak karaktere önen verildi.

*Tiyatro ve şiirle uzlaşamadılar hikaye ve romanda başarılı  oldular.

*Roman hayatı bütün çıplaklığıyla;hatta  çirkinliğiyle vermelidir.

                 REALİZMİN   TEMSİLCİLERİ

G .Flaubert :Madame Bovary  /Çehov :Martıogol :Müfettiş                        

H. .Balzac : Vadideki Zambak,Goriot Baba / Maksim Gorki :Ana

Stendhal :Kızıl ile Kara,Parma Manastırı  Bernard Shaw:Candida

Dostoyevski :Suç ve Ceza,Karamazon Kardeşler,

Tolstoy :Savaş ve Barış,Diriliş ,Anna Kararina

Charles Dickens :David Copperfield   Daniel Defoe:Robenson Crusoe

Mark Twain :Tom Sawyer'in Maceraları

Ernest Hemingvay:Çanlar Kimin İçin Çalıyor?J.Steinbeck-Fareler ve İnsanlar

           TÜRK EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCİLERİ

Samipaşazade Sezai.Sergüzeşt     R. Mahmut Ekrem:Araba Sevdası

H. Ziya :Mai ve Siyah,Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar

Şemsettin Sami:Taaşşuk-u Talat ve Fıtnat,  

Y. Kadri:Yaban ,Kiralık Konak, Refik Halit  Karay,Sait Faik

Abasıyanık, Reşat Nuri:Şık ,Şıpsevdi,M. Ş Esendal

                     PARNASİZM

19. yüzyılın ilk yarısında  romantik şiire tepki olarak  ortaya çıkmıştır.

 Realizmin şiire yansımasıdır.Aşırı duygusallıktan,öznellikten

uzaklaşmışlar, toplumsal sorunları ele almamışlardır.Sanatçıların asıl

amacı biçim güzelliğine ulaşmak ve dili başarıyla uygulamaktır.1886'da

Parnas dergiden adını alır.Realizmle natüralizmin sentezinden oluşur.

Şiirler realizmin esaslarına göre yazılır. Kurucusu Gautier'dir

             PARNASİZMİN  GENEL ÖZELLİKLERİ

*Şiir akımıdır.Felsefe,bilim ve fenle ilgili düşünçeler işlendi.

*Sanat ,sanat için görüşünü benimsemişlerdir.

*Biçim güzelliğine,dil kusursuzluğuna önen verilmiştir.

*Doğa ve dış dünya betimlemeleri önemlidir.

*Kötümserlik ağır basar.Sanat sanat içindir,görüşündedirler.

*Ressam titizliğiyle şiirler yazılmıştır.

*Yunan ve Latin kültürüne hayrandırlar;sosyal olaylar yüzünden

   tarihi olaylar,eski uygarlıklar ve başka toplumların yaşantısı işlenir.

*Sone tarzında şiirler yazmışlardır.

           PARNASİZMİN TEMSİLCİLERİ         

Th. Gautier , F. Coppea,M. Heredia :Les Trophes  

Not:Servet-i Fünun döneminde Türk ede. girmiş; Tevfik Fikret ve

 Yahya Kemal  temsilcileri olmuştur.   

               NATÜRALİZM  (DOĞAÇILIK)

19.yüzyılın sonlarında Realizmin bilimsel olarak ve katı bir şekilde

uygulanmasıyla ortaya çıktı.Gözlemin yanında deneyi de edebiyata

uygulayan akımdır.Darwin'in soyaçekim ve evrimle ilgili görüşleri ile   

C.Bernart'ın Determinizm(Aynı şartlarda aynı sonuç elde edilir.) kuralları

bu akımın temelini  oluşturmuştur.

Emile Zola deneysel bilimin edebiyata uygulanacağını ileri sürerek 

akımın kurucusu olmuş ve deneysel roman adlı eserinde ilkelerini

açıklamıştır..Doğayı anlatımı bakımından deneye başvurması

realizmden ayrılır.

          NATÜRALİZMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

*Eserlerde yönetimin ve toplum baskısının verdiği kötümserlik görülür.

 *Toplumu bir laboratuvar, kendilerini de bilim adamı   insanlar da deney 

   aracı olarak görülmüştür.

*Konular bilimsel titizlikle işlenmiş,gördüklerini belgelemek  ister.

*Yazar bilim adamı gibi davranarak   kişiliğini gizlemiştir.

*Olaylarda iğrenç ve çirkin yönler olduğu gibi aktarılmıştır.  

*Tiyatroda dekor ve kostüme önem verildi

*Deneysel roman tekniğini oluşturdular.

*Gerçek adına çirkinliğe yer verilmiş,karamsar yaklaşım  öne   çıkar.

* Sanat, toplum içindir. görüşünü benimsediler.Dili sadedir.

*Ruhsal çözümlemelere yer verildi.Gerçekler olduğu gibi verilirken 

  sorunların çözümü göz ardı edildi.

 *İnsan kişiliğinde, gelişiminde çevrenin etkisi  düşünülerek  çevre

   betimlemelerine önem verildi.(Kötü çevre kötü kişiler yetiştirir.)

        NATÜRALİZMİN  TEMSİLCİLERİ.

 Emile Zola :Nana,Meyhane,Toprak,Germinal   Goncout Kardeşler :

G. Maupassant :Güzel Dost,Bir Hayat

Alphonse Daudet : Jack,Değirmenimden Mektuplar

Henrik İbsen  :Nora,Yaban Ördeği, Hortlaklar(Norveçli)

Nabizade Nazım :Zehra(deneysel-tezli),Karabibik(ilk köy)

Hüseyın Rahmi Gürpınar :Gulyabani (Türk Ede. nat.bilinçli temsilcisi)

Not:Natüralizmi bize tanıtan Beşir Fuat'tır.                               

             SEMBOLİZM (SİMGECİLİK)

19.yüzyılın sonunda Parnasizme tepki  olarak doğmuştur.Alman filozof

Schopenhaur'un idealist felsefesi etkili olmuş; "evrenin bir tasarım, bir

hayalden ibaret olduğunu ileri sürmüştür."düşüncesi üzerine kuruldu.

Doğrudan aktarımı zor olan ince,derin duyguların, sembollerle ve ritimle

anlatılmasına sembolizm denir.

Her birey dış dünyayı öznel olarak ağlılar, duyularımızın gerçeği

görmeyi engellediği görüşündedir.Gerçeğin dışında bir anlam bulmak

isteyenin şair gördüklerini sembollerle anlatma yolunu seçmelidir,derler.

Öncüsü Baudelaire'dir."Kötülük Çiçekleri"nde akımın özelliğini anlatır

            SEMBOLİZMİN  GENEL ÖZELLİKLERİ  

*Dış dünyayı sembollerle anlatmak esastır.

*Anlam kapalı olmalıdır;herkes kendine göre yorum çıkarabilmelidir.

*Semboller aracılığıyla dış çevrenin insan üzerindeki etki ve

  izlenimlerini anlatırlar.

*Şiirde müziğe önem verilmiş; hatta müziği şiirin amacı gördüler.

*"Sanat ,sanat  içindir." görüşünü benimsemişlerdir.

*Karanlık ya da yarı karanlık mekanlar  konu alınmıştır.

*Anlamlar sembollerle verilmeye başlanmış;hatta semboller

  yetersiz görülerek  sözcüklere yeni anlamlar yüklenmiştir.

*Biçime önem verilmedi.Serbest nazım türleriyle şiirler yazdılar.

 *Dış dünyadan edinilen izlenimler şairin gözüyle yansıtılmış.

           SEMBOLİZMİN  TEMSİLCİLERİ

Baudlaire, Varlaine, Rimbaud, Mallerme,Edgar Allen Poe

Paul Valery,Andre Gide,Nerval

Not:İlk uygulayan Cenap Şehabettindir;en başarılı örneklerini

Ahmet Haşim (piyale)  Yahya Kemal Beyatlı,A.Hamdi Tanpınar

Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı ,  Necatigil                              

           EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)

19. yüzyılın sonlarında  Fransa'da daha sonra Rusya'da daha çok

 resimde görülen bu akımın edebiyata yansımasıdır.

Amaç:Çevredeki varlıklardan ziyade onların kendilerinde bıraktığı

izlenimleri aktaran akımdır.Dış alemi bırakıp iç alemi anlattılar.

         EMPRESYONİZMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

*Sembolizmin  bir uzantısı olan bir şiir akımıdır.

*Dış dünyadan algılananların yerine onların insanlar üzerindeki

  izlenimlerinin(duyumlarının) anlatılmasını savunan düşüncedir.

*Anlattıklarımız dış dünya değil,bu dünyanın bizdeki

  izlenimleridir,görüşünü temel alır..Sistemsiz bir çoşkunluk vardır..

*Hayallere ve soyut betimlemelere yer verildi.

*Her şeyden önce özgürlüğün sembolüdür.

*Anlam kapalıdır. Her şey sanatçının duyumuna bağlı olarak anlatılır.

*Simge ve soyut betimlemelere dayalı bir şiir anlayışı vardır.

*Günün değişik zamanlarına ait doğadan izlenimler verilir.

  (A. Haşim :sabahın ilk saatleri,şafak, grup vakti...)

Not:Sembolist şair Varlaine en önemli temsilcisidir.

TEMSİLCİLERİ:A.Rimbaud,P. Verlaine , Hopkins, Eliot,Monet,Sisley 

Ahmet Haşim,Cenap Şehabettin,Cahit Sıtkı Tarancı, A.M.Dıranas

            NEOKLASİZM (YENİ KLASİKÇİLİK)

*19. yy. sonunda sembolizme tepki olarak doğmuş şiir akımıdır.

*Eski nazım biçimleri içinde yeni konuların işlenmesini  benimsediler.

*Edebiyatımızda en güçlü temsilcisi Yahya Kemal Beyatlı'dır.

         

 

    FÜTÜRİZM (GELECEKCİLİK)

XX. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır.Kurucusu İtalyan şair Marinetti'dir.   

1909'da yayınladığı "Manifesto Futirisita" bildirisiyle akımın ilkelerini

 belirleyerek"Müzeleri,kütüphaneleri,yerle bir edip ahlakçılık gibi yararcı

 korkaklıklarla savaşacağız ifadesiyle başlar. * Ekspresyonizme tepkidir. 

 *Modern yaşamın verdiği  heyecandan doğan akımdır.

 *Modern yaşantını verdiği heyecandan doğan edebi akımdır.

*Yaşamda varolan her şeyin hareket halinde olduğunu ve sürekli   değişim

  geçirdiği görüşündedir.Sanatın bütün kurallarını yıkarak çağdaşlaşmayı,

  özgürleşmeyi savunan şairler; çağdaş yaşamı, onun   makinelerini ve baş

  döndürücü hızını överler.

*Sanayileşmeden yana olmuşlar.Makineleşmeyi,insanları mutlu yarınlara

  ulaştırdığı için övmüşlerdir.

*Şiir geleneği reddedilmiş.Ölçüyü, uyağı,nazım biçimlerini atarak , özgür

  nazmın kullanılması benimsenmiştir.

*Geleceğin dinamizmini ,gürültüsünü(makine,çark seslerini) dizelerde

  kullanılan sözcüklerde vermeye çalışmışlardır.

  Not:Savaşın gerekliliğini,kadının aşağılanmasını,insanlığın kültür

  birikimlerinin yıkılması gerektiğini savunmuşlardır.

 TEMSİLCİLERİ:Marinetti ,Mayakovski(Rus) Nazım Hikmet

                DADAİZM

1.Dünya Savaşı sonunda Fransa'da ortaya çıkan ortaya çıkan bunalımların,

umutsuzlukların,insan kıyımının nedenlerini,gelenekler,kurallar,kanunlar

olarak görülmüş ve bütün bukuralların yıkılmasını savunan şiir akımıdır.

Akımın kurucusu Tristan Tzara'dır.Dada ismi Fransızca sözcük rast gele açılarak benimsenmiştir.Savaşın acılarını yaşamış gençlik  her türlü tarih mantık  vatan,onur,din...vb. kavramların yıkılmasını benimser.Her şeye karşıdır;hata kendi varlığına bile. 

              DADAİZMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

*Aklın hiçbir değerinin olmadığına inanırlar.Kuşkucudurlar

*İnsanları şaşırtmak istemişlerdir.

*bilincin yönünü kaybetmiş bir kuşağın ümitsizliği ve isyanıdır.

*Şiirin biçimsel kurallarından kurtulması gerektiğini,kurtulabildiği ölçüde   

  başarının artacağı belirtilmiştir.

*Akıl karşısında akıl dışılık,düzen karşısında düzensizlik,sanat alanında karşı

 sanat düşüncesi benimsenmiştir.

*Sözcükler bir torbadan rastgele çekilip,yan yana dizilmişçesine anlamsızdır.  

 *Sürekli hareketten ve değişebilirlilikten yana olmuşlardır.                        

          DADAİZMİN TEMSİLCİLERİ :  Tristan Tzara , Aragon ,Breton

           SÜRREALİZM (GERÇEKÜSTÜCÜLÜK)

20. yüzyılın başalarında Andre Breton tarafından Freud'un  bilinçaltı 

görüşlerinin etkisinde ortaya çıkmış bir sanat akımıdır.Gerçeğin bilinçaltında

gizli olduğu,insanın bilinçaltına  inildiğinde gerçek yapıtların ortaya

çıkacağını savundular.Tek amacı bilinçaltının ortaya çıkarılmasıdır.

           GENEL ÖZELLİKLERİ

*Bilinçaltına dayanan bir akımdır. Gelenekleri ve inançları silmişlerdir.

*İçinden geldiği yazmak bu akımın özelliğidir.

*"Gerçek sanatın iradeyle değil rastlantıyla ortaya  çıkar."görüşündedirler .

*İç akışı engellediği için noktalama işaretlerini  kullanmadılar.

*Aklın denetimi olmadan,estetik ve ahlak  kaygısından uzak bir anlayışla

 düşünceler dile getirilmek istenmiştir.

TEMSİLCİLERİ:Aragon,Paul Eluart,Andre Breton         

 Not:Türk  Ede.1- 2. Yeniciler yer yer bu akımın  etkisinde kalmışlardır. 

 (Orhan Veli Kanık ,Oktay Rifat,Melih Cevdet Anday)(2. Yeni  Ece Ayhan,

Oktay Rifat,Edip Cansever  Turgut Uyar,İlhan Berk ,Cemal Süreya

          EGZİSTANSİYALİZM (VAROLUŞÇULUK)

*II. Dünya Savaşı sonrası gelişen bir felsefe  akımdır.öncüsü Jean Paul

   Sartre'dir.İnsan kendi geleceğini kendi çizer.Bunalım edebiyatıdır.

*Her bireyin varoluş nedeni olduğu iddia edilmiştir.

*"İnsanlar özgür olmalıdır.Karakterler yoktur;insanlar durumlar karşısında

  gösterdiği hareketlerle karakter oluşturur.

*"İnsanın varolması ,özünü bulması,,yaptığı eylemler ve takındığı tavırlarla

 gerçekleşir. Sanat politikayla iç i çe olmalıdır.

*Çağın sorunlarına duyarlı olmalıdır.

*"Var olduğum için düşünüyorum."düşüncesini savundular."Ben kimim?

  Bir birey olarak var olmamın bence anlamı nedir ?"gibi sorular sorar.

TEMSİLCİLERİ :,A. Camus,J. P. Sartre ,Andre Gide,B. Russel

             EKSPRESYONİZM (DIŞAVURUMCULUK)

*Edebiyata resimle yoluyla girmiş bir akımdır. Empresyonizme tepkidir.

*Sanayi devriminin anlamsızlaştırdığı düzene isyandır.

*Yaratıcılığın özünü iç gözlem oluşturur, görüşünü savundular.

*"Hızlı gelişmenin  getirdiği sorunlar,bunalımlar,bireyleri iç dünyalarına   

  kapanmaya ve orada yarattıklarını yansıtmaya itmiştir." düşüncesiyle 

  yazılmıştır.

*nesne zihnin katıksız ürünü olarak incelenmelidir.İnsanın iç dünyasındaki

  duygularının dışa vurulmasıyla  ortaya konacağına inanadılar.

 TEMSİLCİLERİ  : F. Kafka,S. Eliot,J.Joys,O'Neil                    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

          

      

Yorum Yaz